Bildiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bildiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2015 Çarşamba

Birleşik Anarşist Atak’tan Katliamlara Karşı Sokağa Çıkma Çağrısı


Suruç’ta Yoldaşlarını Kaybeden Birleşik Anarşist Atak’tan Katliamlara Karşı Sokağa Çıkma Çağrısı

Türkiye tarihinin ağır saldırılarına tanık olduk. 20 Temmuz Suruç saldırısı, 10 Ekim sendikaların çağrıcılığını yaptığı ve devrimci, demokrat örgütlenmelerin katıldığı miting’teki egemenlerin saldırısı saldırıda Ali Kitapçı yoldaşımızı, Suruç’ta ise Vatanı, Alperi, Serhadı, Medaliyi, Evrim yoldaşlarımızı ve çok yakın zamanlarda kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden Kerem Kamil Koç ve beyin kanaması nedeniylede hayatını kaybeden Bahadır Çelik yoldaşlarımız hayatlarındaki bedeli farkli biçimde ödemiş oldular.

Katliamın failleri gün gibi ortadadır. Katliamın faillerini Haymarket’ten, 1 Mayıs 77’den, Reyhanlı’dan, Gezi Direnişi’nden, Roboski’den, Diyarbakır Zindanlarından, Suruç’tan, Ankara’dan ve Yunanistan’dan tanıyoruz. Bin yıldır her gün yaşadığımız sömürüden biliyoruz. Karşımızda kaskatı duruyorlar, pişkin pişkin sırıtıyorlar. Failler olaya ilk önce itfaiye ekiplerini yollayanlar, patlamadan 5 dakika sonra üzerimize gaz bombalarıyla, joplarla saldıranlar ve hiçbir şey olmamış gibi gülerek yüzümüze bakanlardır. Onları çok iyi tanıyoruz. Bu Katliamlar, devlet eliyle organize edilmiş devrimcileri hedef alan bir saldırıdır. Katliam devletin katliamı, acı ezilenlerin acısıdır. Bizler bu acıyı iş yerlerimizden, mahallelerimizden, okullardan, hayatımızın her alanından biliyoruz. Devletin yaşamlarımıza etki ettiği her alandan tanıyoruz. Egemenlere karşı sözümüz açık, tavrımız nettir. Katleden devlettir, devletlerle uzlaşmayacağız. Asla unutmayacağız, asla affetmeyeceğiz, mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Üzerimize attıkları her bomba misliyle karşılık bulacak Nikos Romanos yoldaşın dediği gibi “Silaha Karşı Yumruk, Daha Fazla Yumruk” Gövdelerimizi parçalayanlarla, yoldaşlarımızı yaşamlarından edenlerle, üzerimizi insanların ceset parçalarıyla dolduranlarla, bizlere ateş açanlarla asla ama asla barışmayacağız. Sokaklarımızı cehenneme çevirenlerin sarayları başlarına yıkılacak. Köşklerinde mikrofonların başına geçip sırıtan egemenler, sokaklarımıza geldiklerinde bütün kahkahaları için pişman olacaklar. acımızı gülerek izliyorlar. Acımızı iyi biliyorlar. Yanıldıkları yer, farkında olmadıkları şey şudur ki bizler ölümün yasını tutmayız. Yaşadığımız her acı, yediğimiz her kurşun, bizden aldıkları her can kavgamıza öfke; mücadelemize isyan; yaktığımız ateşe hardır. Canımız yanıyor, canımızı bir kez daha toprağın altına gömüyoruz ama asla yas tutmuyoruz, asla sessiz kalmıyoruz, asla susmuyoruz, asla sinmiyoruz, asla ama asla vazgeçmiyoruz ve bütün anarşist bireyleri, grupları vb. 6 anarşist yoldaşımıza ve bütün yaşanan katliamlara sahip çıkmaya, faşizme, kapitalizme ve her türlü tahakküm biçimine karşı sokakları dar eylemeye çağırıyoruz!

Yaşasın İsyan, Yaşasın Anarşi

Hapishanelere Ateş, Tutsaklara Özgürlük!

Osman Evcan ile Dayanışma!
Kürt Halkıyla Dayanışma!

BİRLEŞİK ANARŞİST ATAK

Kaynak: Sosyal Savaş

16 Ekim 2015 Cuma

Ankara: Ankara Anarşi İnisiyatifi'nden Bildiri



Patlamadan kurtulmuş olanları yaşamaktan utandıranlara, geç kaldığı için henüz alanda olamayanları gözlerimize melül melül baktıranlara, Ali Abimizi ve 127 canımızı daha bizden ayıranlara, katillere alkış tutanlara, mavi üniformalarıyla ölülerimizin üzerine gaz-su sıkanlara, üniformalı katilleri kahraman ilan edenlere de, hiçbir şey olmamışcasına yaşamına devam edenlere, kahvede pişbiriğe devam ederken sırıtarak cesetlerimizin halinden sohbet edenlere, korkanlara ve yılanlara, her şeye rağmen polisten merhamet-devletten adalet bekleyenlere de lanet olsun.

Suruç’taydık, Diyarbakır’daydık, Ankara’da Tren Garındaydık. Bu topraklar ne zaman kan ile sulanıp çamura çevrilse biz hep oradaydık. Çamura suyu hep bizim kanımızdan katıldı. Fabrikada elimiz koptuğunda, İşporta’da zabıta kafamızı yardığında, inşaatlarda, Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ankara Tren Garında. Binlerce kez öldük, binlerce kez ölenlerimizin yüzlerini hatırladıkça gözyaşlarımızı içimize akıttık. Binlerce kez yaralı inim inim bekledik yaşadığımız, çalıştığımız katledildiğimiz sokaklarda, meydanlarda. Bin kere sorduğumuz soruya bir cevap bulamadık, bir kez daha soruyoruz. Nasıl? İnsan nasıl olurda bunu yapar. Sorumuza verilmiş hiç bir cevap yeterli gelmedi,hiç bir cevap yeterli gelmeyecek. Canımızı, canımızdan bir parça olan tanımasak da omuz omuza halayda aynı şarkıları mırıldandıklarımızın bedenlerinin her bir parçasını toplamak zorunda kaldıysak anlamıyoruz. Anlayamıyoruz. Anlamayacağız. Ama onlarında anlamayacağı bir şey hediye edeceğiz. Şudur ki; isyanımız. Gözlerinin karalığı yüreğinin kızıllığına karışmış, üstüne kan sıçramış, kanı üstüne canı üstüne kaybettikleri üstüne, aldığı her bir nefes üstüne yemin edilmiş, mutlak ve sonsuz; yıkımın ve topyekün özgürlüğün habercisi İsyan.

Barış! Kuşkusuz ki Barış! Şiddetin kaynağını ortadan kaldırmalıyız, kin ve nefret fidanlarının bin yıllık dev çınarlar olduğu Anadolu’da, Mezopotamya’da, Orta Doğu ve bu devranda ismi nasıl anılırsa anılsın cihanın dört bir tarafında. Kin kapıları kırılsın ve tüm alemi çocuk kahkahaları, kuş cıvıltıları ve karabaşın tatlı havlamaları teslim alsın diye. Mesela anarşist, yoldaş, dost, abi ve baba olan Ali Kitapçı’nın kanının yerde kalmadığı eşi Emel Abla’nın dişini sıkıp beklemek zorunda olmadığı yüreklerimize serin sular serpilmiş ve gözlerimizden yaşamaktan utanç değil hesap sormaktan ve intikamdan duyulan buruk bir kıvancın izlerinin olduğu bir dünya. Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ankara Tren Garı’nda ve bu kürenin her bir santimetrekaresinde.


Söylenecek söz yok. Yoldaşlarımızın dediği gibi dün bundan daha iyi değildik. Yarın daha iyi olmayacağız.Biliyoruz. Bilin. Artık her şey daha basit.Bizler ve onlar. 

Tekrar edelim.

Patlamadan kurtulmuş olanları yaşamaktan utandıranlara, geç kaldığı için henüz alanda olamayanları gözlerimize melül melül baktıranlara, Ali Abimizi ve 127 canımızı daha bizden ayıranlara, katillere alkış tutanlara, mavi üniformalarıyla ölülerimizin üzerine gaz-su sıkanlara, üniformalı katilleri kahraman ilan edenlere de, hiçbir şey olmamışcasına yaşamına devam edenlere, kahvede pişbiriğe devam ederken sırıtarak cesetlerimizin halinden sohbet edenlere, korkanlara ve yılanlara, her şeye rağmen polisten merhamet-devletten adalet bekleyenlere de lanet olsun.

Ankara Anarşi İnisiyatifi