https://ablok.noblogs.org/ adresine taşındık.
25 Şubat 2016 Perşembe
23 Şubat 2016 Salı
Osman Evcan'ın Açlık Grevi ile ilgili Mektubu
Devletin en korkunç yüzü hapishanelerin ağırlaşan koşulları altında direnişine devam eden Osman Evcan’dan açlık grevine başlamasının nedenleri ve açlık grevinin talepleri ile ilgili bir mektup aldık:
Merhabalar,
Sağlıklı, güzel, özgürce yaşamlar diliyorum, sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
Bilindiği üzere 05 Şubat 2016 tarihinde Kocaeli 1 No’lu F-tipi Cezaevi’nden sürgün sevkim yapıldı. Gitmek istemediğim halde bu cezaevine zor kullanılarak götürüldüm.
Kocaeli 1 Nolu F –tipi Cezaevi’nde açlık grevi eylemiyle kazanmış olduğumuz VEGAN BESLENME HAKKIMIZ, sürgün sevk yapıldığım Silivri 6 Nolu L-tipi Cezaevi’nde tümüyle gasp edildi, yok edildi. Zaten sürgün sevkinden amaçlanan şey de hak ihlalinin sürgün edildiğim Silivri 6 Nolu L-tipi Cezaevi’nde uygulamaya sokulmasıydı. Uygulanması düşünülen tasarı bu cezaevinde hayata geçirildi.
Bu cezaevine geldiğim günden itibaren yaşanan hak ihlalleriyle karşılaşmış oldum. İnsani olmayan bu uygulamaların ve hak ihlallerinin son bulması için Cezaevi Müdürlüğü’ne defalarca dilekçe yazmış oldum. Şu ana kadar bu dilekçelerime hiç yanıt verilmedi. Hak ihlalleri de son bulmadı ve devam etmektedir.
İnsani hak ihlallerinin son bulması için 15 gündür yaptığımız görüşmeler, diyaloglar, yazmış olduğumuz talep dilekçelerimiz sonuç vermemiştir. Hak ihlalleri hala devam ediyor. Uygulanan hak gasplarına, hak ihlallerine karşı çıkmak ve insani haklarımızın iadesi için bugünden itibaren (22 şubat 2016) süresiz açlık grevi eylemine başlamış bulunmaktayım. Hak ihlalleri son bulana kadar ve insani yaşamsal haklarımız iade edilene kadar açlık grevi eylemimi sürdürmüş olacağım.
Süresiz Açlık Grevi Eylemimin talepleri;
Sevgi ve saygılarımla
OSMAN EVCAN
6 NO’lu L Tipi Cezaevi B-9 üst kat müşahede kısmı Silivri-İstanbul
Kaynak: ABC İstanbul
Merhabalar,
Sağlıklı, güzel, özgürce yaşamlar diliyorum, sevgi ve selamlarımı iletiyorum.
Bilindiği üzere 05 Şubat 2016 tarihinde Kocaeli 1 No’lu F-tipi Cezaevi’nden sürgün sevkim yapıldı. Gitmek istemediğim halde bu cezaevine zor kullanılarak götürüldüm.
Kocaeli 1 Nolu F –tipi Cezaevi’nde açlık grevi eylemiyle kazanmış olduğumuz VEGAN BESLENME HAKKIMIZ, sürgün sevk yapıldığım Silivri 6 Nolu L-tipi Cezaevi’nde tümüyle gasp edildi, yok edildi. Zaten sürgün sevkinden amaçlanan şey de hak ihlalinin sürgün edildiğim Silivri 6 Nolu L-tipi Cezaevi’nde uygulamaya sokulmasıydı. Uygulanması düşünülen tasarı bu cezaevinde hayata geçirildi.
Bu cezaevine geldiğim günden itibaren yaşanan hak ihlalleriyle karşılaşmış oldum. İnsani olmayan bu uygulamaların ve hak ihlallerinin son bulması için Cezaevi Müdürlüğü’ne defalarca dilekçe yazmış oldum. Şu ana kadar bu dilekçelerime hiç yanıt verilmedi. Hak ihlalleri de son bulmadı ve devam etmektedir.
İnsani hak ihlallerinin son bulması için 15 gündür yaptığımız görüşmeler, diyaloglar, yazmış olduğumuz talep dilekçelerimiz sonuç vermemiştir. Hak ihlalleri hala devam ediyor. Uygulanan hak gasplarına, hak ihlallerine karşı çıkmak ve insani haklarımızın iadesi için bugünden itibaren (22 şubat 2016) süresiz açlık grevi eylemine başlamış bulunmaktayım. Hak ihlalleri son bulana kadar ve insani yaşamsal haklarımız iade edilene kadar açlık grevi eylemimi sürdürmüş olacağım.
Süresiz Açlık Grevi Eylemimin talepleri;
1. Kocaeli 1 No’lu F tipi cezaevi’nde açlık grevi eylemiyle kazanmış olduğumuz vegan beslenme hakkımız bu cezaevinde tümüyle yok edilmiştir.
Oysa bu haklarımızın verilmesi Süresiz Açlık Grevi eylemiyle ve kamuoyunun destek ve dayanışma eylemleriyle kazanılmış meşru, yasal, hukuki, temel insani hak niteliğindedir.
Bu insani hakların oluşması eylemlilik süreci içerisinde ve Adalet Bakanlığı’nın kabulü ve oluruyla, karşılıklı yapılan diyaloglarla sağlanmıştır. Belli temel haklar konusunda anlaşmaya varılarak Vegan Beslenme Sorunumuz çözülmüştü.
Kazanılmış temel , insani Vegan Beslenme Hakkımız, sürgün sevk yapılarak yok edilmek isteniyor. Bu hak ihlali Kocaeli 1 No’lu F tipi Cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı tarafından tasarlanıp sürgün sevk yapılarak amaçlanmıştır. Uygulama alanı ise Silivri 6 No’ lu L-tipi Cezaevi kurumudur.
Sürgün sevkle tasarlanan, kazanılmış, meşru hukuki, insani VEGAN BESLENME HAKKIMIZIN ihlalinin son bulmasını istiyoruz.
Dolayısıyla da;
a-) Dışarıdan, Vegan Dükkan’dan ihtiyacımız olan vegan gıdaları ve ürünleri sipariş yapıp kargo ile tarafımıza gönderilme hakkımızın bu cezaevinde de insani, yasal, meşru bir hak olarak kabulü ve uygulanması sağlanmalıdır.
b-) İç kantine vegan-vejetaryen tutsakların ihtiyaç duydukları vegan gıdalar, ürünler getirilmeli, satışa sunulmalıdır.
Bu sorunla ilgili olarak vegan-vejetaryen tutsakların ihtiyacı olan vegan ürünleri bir liste
hazırlayarak Cezaevi Müdürlüğü’ne iletmiş olduk. İhtiyacımız olan bu vegan ürünlerin iç kantinde bulundurulması ve satışa sunulması yapılmalıdır.
c-) Cezaevi sebze-meyve kantininden vegan- vejeteryan tutsakların ihtiyacı olan çiğ sebzeleri(karnabahar, kara lahana, patates vb.) satın alabilme olanağı ve hakkı sağlanmalıdır.
d-) Vegan-vejetaryen tutsaklara haftalık olarak ve topluca mevsimlik çiğ sebze iaşe bedeli kapsamında hakları olarak verilmelidir.
Mevsimlik çiğ sebzeler; brokoli, karnabahar, kara lahana, pırasa, patates, havuç, maydanoz, marul, dereotu vb.
Mevsimlik olmayan sera ürünü sebzeleri (domates,yeşil biber, salatalık,vb… ) ve konserve ürünü sebzeleri yemiyoruz, kabul etmiyoruz.
e-) Yeterli düzeyde tahıl ürünü gıdalar, bakliyat ürünü gıdalar haşlanmış olarak yağsız, tuzsuz tarafımıza verilmelidir.
f-) Vegan-vejetaryen tutsaklara yemeklerini yapabilmeleri için bulundukları odalara ELEKTRİK OCAĞI verilmelidir.
2. 05.02.2016 tarihinde sürgün sevk yapılarak Silivri 6 No’ lu L-tipi Cezaevine götürüldüm. O tarihten itibaren havalandırması olmayan müşahede kısmında tutulmaktayım. Bu uygulama insani ve hukuki olmayan baskıcı, otoriter bir uygulamadır. Tutsakları sindirmeye, baskılandırmaya, yıldırmaya yönelik bu tür uygulamalara son verilmelidir. Havalandırma bahçesi olan yeni bir koğuş açılmalıdır.
3. Hapishane giriş-çıkışlarında x-ray kapısından geçerken görevli memurlar tarafından ayakkabılarımız çıkarılıyor ve terlik giymeden geçiş yapmamız isteniyor. Bu uygulamaya son verilmelidir. X-ray kapısından terlikle geçiş uygulanmalıdır.
4. Bulunduğumuz odaların içine tutsakları gözetmek, denetlemek, röntgenlemek için KAMERA yerleştirilmiştir. Kamera uygulaması siyasi tutsakların yaşamlarına yönelik bir saldırı girişimidir. Bu uygulamaya son verilmelidir.
Bu uygulamaya karşı çıkıp KAMERAYI İŞLEVSİZLEŞTİRDİĞİNİZDE keyfi disiplin cezası soruşturması açılmaktadır. Şu an üç kez disiplin cezası soruşturması açılmıştır. Bu cezai yaptırımlar insani temel haklarımızın yok edilmesini amaçlamaya yöneliktir. Tutsaklara açılan bu tür disiplin soruşturmaları tümüyle iptal edilmelidir.
5. İstediğimiz gazeteleri, dergileri dış kantinden satın alamıyoruz. İstemiş olduğumuz gazeteleri, dergileri sipariş edip dış kantin aracılığıyla satın alabilme olanağı ve hakkı sağlanmalıdır.
6. Her odaya 10 adet kitap veriliyor. Beraberimizde getirmiş olduğumuz tüm kitap, dergi vb. dokümanlarımız sınırlama yapılmadan tarafımıza verilmelidir.
7. Diğer cezaevlerinde, cezaevi idaresi tarafından odalara verilen duvar panosu, masa, sandalye, ahşap komodin vb. demirbaş eşyalar bu cezaevinde tutsaklara para ile satılmaktadır. Bu keyfi uygulamaya son verilmelidir.
8. Ailelerimize ve yakınlarımıza yazmış olduğumuz; faks, APS’li mektup, taahhütlü mektup, iadeli-taahhütlü mektup iletilerimizin postaneye yatırıldığında karşılığında verilen PTT dekontları Barkot Numaralarını içeren küpürleri tarafımıza verilmemektedir. Bu uygulama keyfi, hukuk dışı uygulamadır. Bu keyfi uygulamaya son verilmelidir.
9- Mevcut cezaevi kurumu televizyon merkezi yayın programında İMC TV ve YOL TV kanalları yoktur. İMC TV ve YOL TV kanallarının da cezaevi genel merkezi yayın programı içine dahil edilmesi istemimiz kabul edilmelidir.
10- Haftalık telefon hakkımızı kullanırken o gün ailemiz evde olmadığında ve telefona yanıt veremediğinde sonraki gün bu hakkımızı kullanma olanağı tanınmamaktadır. Dolayısıyla da hak ihlali yapılmaktadır. Bu uygulamaya son verilmelidir. Haftanın sonraki günlerinde ailelerimizi tekrardan arayıp telefon iletişimini yapabilmeliyiz.Bu sorunlarımızı ilgili kurumlara iletip çözümü doğrultusunda girişimlerde bulunulursa sevinmiş olurum. Teşekkür ediyorum.
Sevgi ve saygılarımla
OSMAN EVCAN
6 NO’lu L Tipi Cezaevi B-9 üst kat müşahede kısmı Silivri-İstanbul
Kaynak: ABC İstanbul
22 Şubat 2016 Pazartesi
Vegan Anarşist Tutsak Osman Evcan Yeniden Açlık Grevinde
Sürgün, çıplak aramalar, hücrelerde kamera, mektup, ziyaretçi yasağı, vegan yemek engeli gibi baskılara karşı geri adım atmayan Osman Evcan 22 Şubat 2016 itibariyle süresiz açlık grevine başlamıştır. Çünkü korkmak, boyun eğmek, rıza göstermek bedenleri devletin gücünün ağırlığı altında ezdirmektir. Devletin sistematik baskılarla politik bireyleri kişiliksizleştirme çabası Osman’ın direnişinin altında ezilmeli. Mahkûmları yok etme siyasetini ceza ödül üzerine kuran devletle orta yol yoktur. Osman Evcan’ın savaşı otoriteyledir. Otoriteye teslim olmadığını, kabullenmediğini göstermesinin tek yolu bedenini ortaya koymaktan geçer. Politik kimlikleri cezaevi uygulamaları ile değil ancak öldürmekle parçalayıp bölebilirler.
Devlete gözetime ve denetime karşı Dışarıda ve içeride mücadele eden herkesi Osman Evcan'ın mücadelesine ortak olmaya çağırıyoruz.
Devlete gözetime ve denetime karşı Dışarıda ve içeride mücadele eden herkesi Osman Evcan'ın mücadelesine ortak olmaya çağırıyoruz.
Özgürlüğün yeşermesi için isyan gereklidir.
Hücrelere ateş!
Abc İstanbul
Kaynak: ABC İstanbul
İtalya: Tren Hattına Kundakçı Sabotaj
Kasımın 19 ve 20 arasındaki gecede biz Turin-Milan hattının parkurlarına yar iletken üzerine bir kundakçı aygıt yerleştirdik.
Sistemin dokunaçlarına sabotaj ile ileri!
Sermayeye Ölüm.
Devlete Ölüm.
Alıntı: War On Society
Volos, Yunanistan: Anarşist tutsak Panos Aspiotis ile dayanışma bağlamında doğrudan eylem
5 şubat 2016 pazartesi günü erken saatlerde, biz Panagiotis Aspiotis'a yapılan işkenceye azami tepki olarak, Volos'da Defteras Noemvriou caddesinde bulunan 2 ATM'yi ateşe verdik.
Polisler, hakimler,
Ellerinizi savaşçılardan çekin
Ellerinizi savaşçılardan çekin
Anarşistler
Not: Anarşist tutsak Panos Aspiotis, ateşli silah bulundurmak suçlamasıyla, 2 yıl kaçak olarak yaşadıktan sonra, Ekim 2015'de merciler nezdinde gönüllü olarak karşılarına çıktı ve tutsak alındı. Hapishanede aylarca DNA vermeyi reddetti.
8 şubatta yargıç karşısına çıkmak için, 6 Şubat 2016 tarihinde hapishaneden transfer edildi. Ancak taşınma olmayarak, tutsak transfer bölümüne getirildi ve burada anti-terör birimi zorla DNA örneği almaya çalıştı. Kameraları olmayan bir hücrede saldırıya uğrayarak, kaburgaları kırılmış bir şekilde polisler zorla DNA örneği aldılar ve DNA örneğinin alındıktan sonra bile dövmeye devam ettikleri belirtiliyor.
Yunanistan: CCF FAI/IRF'in 250 saldırısı ile yargılanan Panagiotis Argirou tarafından metin "Sonsuza dek Suçlu"
SONSUZA DEK SUÇLU
Otoriteye yönelik nefreti ateş, patlayıcı ve mermiler ile nefretle ilişkilendirmeyi, kendi fikir ve değerlerine şiddetli bir biçim vermeyi seçen anarşist tutsakların davası, Anarşist İsyan ve Egemenliğin Dünyası arasındaki savaşın bir başka örneğidir. Bu yüzden, böyle bir davanın sonuna ulaşmak, üst üste üçüncü kez Ateş Hücreleri İttifakı doğrudan eylem anarşist grubun bir üyesi olarak eylemlerimle yüzleştiğimde, duvarların dışında her anarşist yoldaş ile tekrar buluşmak üzere sözcüklerime duyulan ihtiyacı hissediyorum.
Ben illegal özgürlük yolunda bir atılım yaptığımda, şu ana kadar Ateş Hücreleri İttifakı'nda yer alıp anarşist eylemi devam etmeyi seçerek, Eylül 2009'dan bu yana, altı yıl oldu. Somut zaman ve alan ve esaret boğucu gerçekliği arasında geçen beş, altı yıl. Dikenli tellerin dikenleri ile oyulmuş gökyüzünün bir parçası altında çevrili bitmek bilmeyen kilometrelerce ilerleyen 1825 gün. Yaklaşık 1825 gün gün batımından önce kilitli.
Anarşist eylemin vahşi sokaklarda dolaşıp, uzakta düzenliliği paramparça eden saldırının o güzel anlarına beş yıl kaldı. Önceden belirlenmiş ziyaret saatleri ve günlerin pancerelerde yansımasıyla başlayan, "tekrar bir araya gelebiliriz" umuduyla hapishanenin eğişini geçmesiyle yaşayan bunca insanın portrelerini bir bulmacayla tamamlayıp, yoldaşlar, dostlar ve sevdiklerinin görünüşüne beş yıl.
Henüz bu beş yıl içinde buna değer olup olmadığını şüpheyle geri baktığım tek bir an olmadı. Çünkü değer ve anarşist isyanın güzelliği mahkeme hükmünün soğukkanlı matematiksel yeri olamaz. Sürekli kovuşturmanın beş yılı içinde, yıllardır bana dayatılan cezaların, mahkemelerin bu zırlı olmayan ülkede daha fazla sürgün, daha fazla yıl eklemek için, tekrar tekrar sürekli aynı şey ve aynı suçlamalarla tekrar edip geçirdiğim davalarda, seçimlerim ve Ateş Hücreleri İttifakı ve onun genel eylemine katıldığım için hala gururla devam ediyorum:
Terörist, terörist, terörist...
BÖYLECE, EĞER BÖYLE DÜŞÜNÜYORSAN BU İŞLER BÖYLE.
Çürümüş medeniyetleriniz için
Temsil ettiğiniz idealler ve değerler için
Kariyerinizin inşaasının basamağı üzerindeki korku ve vahşetleriniz için
BİZ HER ZAMAN TERÖRİST OLACAĞIZ
Çünkü esir olmalarına rağmen kalbim anarşist komploları olan, otoritenin kültürüne karşı hazırlanan, sonra monotonluğu ateşe vermeyi isteyen, sonra herhangi bir şekilde sürekli anarşist ayaklanmayı tahrik eden ve sonra egemenliğe saldırı ve bu nedenler için sınırlarda yaşayan her yerde.
BİZ HER ZAMAN SUÇLU OLACAĞIZ
Ateş Hücreleri İttifakı'nın tüm eylemlerine gelince, ben kendi yaşamımın parçası olduğum gibi bunun bir parçasıyım. Ancak, bu sadece benim ve yoldaşlarım ve, hiçbir şekilde onların işlerindeki adli otoriterlere yardımcı olmaya isteklilikle ilgilidir. Ancak aktif olarak anarşist ayaklanmaya karşı savaşta yardım eden tüm hakimlerin sorumlulukları emeklilik ve her zaman onların ardından gideceğini akıllarında bulundurmalılar.
Ve her zaman yıllar boyunca anarşist isyanın patikalarında yürümek ve onların arzularını silahlandırmayı seçeceğimin farkında olduklarını tarihten biliyorum. Belki de zaten gölgelerde hareket eden ya da belki geleceği oraya taşıyan tüm yoldaşlara, ara sıra özgürlüğün bazı anılarını hissettiğimde bu devam etmekte olan Sürekli Anarşist isyanın bana hatırlatan anarşist saldırılar yoluyla olduğunu söylemeliyim.
Yani şimdi bile gurur duyuyorum, esaretin beş yıl ardından ve hala çift beton katmanları ve dikenli teller, duvarların üçlü satırları ile güçlendirilen, çatlakların içinden bağırabiliyorum:
TEK BİR MİLİMETRE GERİ ADIM ATMAK YOK
HAKİMLERİN KAFALARINA 9 MİLİM
Panagiotis Argirou
Ateş Hücreleri İttifakı'nın gurur üyesi - FAI/IRF
Alıntı: 325 - Kaynak: Inter Arma
12 Şubat 2016 Cuma
Civitavecchia: Mahkemeye patlayıcılı saldırı için FAI/FRI Tebliği (İtalya)
Nefret ve meydan okuyan kalbim
Yeryüzünün güçlü,
Kolum korkak baskıcıya savaşı gösterir
(Asi aşk - Pietro Gori)
Biz daimi küresel savaş, zalimlerin arasındaki sürekli bir savaşta bir devletin içinde yaşıyoruz, egemenliğin ana ve ikincil karakterlerini biliyoruz ve bunu biliyoruz.
Şu an biz toprakların militaristleşmesi, ticari ve tüketimin asayişinin savunmasındaki kontroller ve garnizonun artışını, zengin ve zengin Batı'nın sokaklarda tankların geçişini ve askerine tanık oluyoruz.
Bu grev değişiklikleri hatta en uyuşuk haldeki fikirler, fakat küresel kontrolün stratejisi bizi sindirmek için çalışacak.
Sömürülenler, soylular arasında, burada bireylerin iki sınıfı vardır. Tek bir sınıftan olanlar, ne olduklarını ve onların ne olabileceğinin farkında değil, geldiği gibi hayatını sonlandırmak, onlar köle olmak için doğmuş olduğuna inanmak, ve emeklerinin karşısında onlara verilen çok azıyla yetinmek. Fakat burada diğerleri var, tam aksine, düşünmek, çalışmak, ve ki o, onlar konusunda bakarak, sosyal suçları keşfetmek. (Auguste Vaillant)
Biz bu küresel savaşın böylesine net ve keskin taraflı olduğunu inanacak kadar çok dar görüşlü değiliz. Biz özgürlüğün düşmanlarını tanımak gibi, biz her gün hayatlarının bir parçasını vermeye istekli olanların öfke ve hoşgörüye dayanamıyoruz. Bu hiçbir devrim için çalışmayarak kendimizi aldatmadığımızın nedeni budur. Biz sadece nihayet her türlü yükten kendimizi özgür bıraktığımızda ve güce saldırmaya karar verdiğimizde deneyimlediklerimizle anarşi gerçekleşebildiğini açıkça görüyoruz. Hissettiğimiz bir deneyimi biz anarşist tohum FAI/FRI genişlemenin projesine katılan tüm dünyadaki yoldaşlar ile paylaşıyoruz.
Bu gece biz bölge boyunca dağınık devlet baskısının önemli yerlerinden birinde yerleştirilen patlayıcı ile bu tohumu diktik: Civitavecchia'nın mahkemesi. Biz özgürlüğümüzü kendi ellerimize almaya karar verdik. Biz araçları biledik, taktikleri analiz ettik, çünkü biz anarşi için susadık, ve biz sabırsızız.
Mahkeme ve cezaevleri sadece egemenliğin karakollarıdır; Onlar kınama, suçluluk, hapis ve dışlanmışlığın damgası ile küresel kontrolün emirlerine uymayan, devlet ve yetkililer damgaladığında, bu yerler sadece sembolik değil, fakat fizikseldir.
Kutsal kapılar merhamet ve şefkat gibi sefil duyguları yaymaya çalışırken, biz özgür hayatın aşkı ile bağdaştırabilmek üzere gerçek nefretin motivesine izin vererek ideolojik ve gerçek duvarları yıkmaktır. Bugün biz kalbimizin bazı boşluğunda, kilit altında ya da kaçak olanlar gibi, kaybettiğimiz yoldaşların deneyimlerini taşımak istemediğimize inanarak hareket geçtik, fakat onları serbest bırakmak için, isteklerimiz sıcakken, ellerimizi kolumuzu onlara bırakarak.
Bu tebrik neşeli bilinçli yıkımın yayılmasına katkıda bulunan teslim-olmayan yoldaşlar ve tutsaklaradır.
BÜTÜN DÜNYADAKİ ANARŞİST TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!
CEZAEVLERİNE YANGIN! MAHKEMELERE KARA BARUT!
YAŞASIN FAI/FRI!
FAI/FRI, Sıra dışı yıl için havai-fişek komitesi
Alıntı: Act for Freedom Now
9 Şubat 2016 Salı
Almanya: Park Halindeki Lüks Araçlar Ateşe Verildi
Berlin Gleisdreieck Park’da park halinde ki 28 lüks otomobil maskeli ve bisikletli kişilerce ateşe verildi.
Cumartesi günü (06.02.2016) meydana gelen olayda polisin iddialarına göre 400 bin euroluk hasar meydana geldi. Görgü tanıklarına göre 20 – 30 kişiden meydana gelen maskeli ve bisikletli bir grup araçları ateşe verdi ve ardından iz bırakmadan olay yerini terketti. Evlerin camlarında, bahçe çitlerinde ve çok sayıda araçta ciddi hasarlar meydana gelirken eylemi henüz üstlenen olmadı.
Eylemle ilgili olarak indymedia sitesinde yer alan haberde eylemin artan polis baskılarına karşı gerçekleştirildiği söyleniyor. Başka bir web sitesinde ise “soylulaştırma” adıyla kent yoksullarının kentin dışına itilmesi nedeniyle böyle bir eylemin gerçekleştirildiği yazıyor…
Kaynak: İsyandan
5 Şubat 2016 Cuma
Şili: Aşırı sağcı parti UDI ofisine molotoflu saldırı
Binanın duvarında kundakçı bir bomba patlarken, yangın çıktı ancak itfaiye ekipleri hızla olay yerine gelerek yangını söndürmeyi başardı. Hemen ardından PDI (Soruşturma Polisi) olay yerine geldi.
Faşist parti saldırısının ardından herhangi bir gözaltı veya tutuklama olmadı.
Bu eylem daha sonra ‘Anteo Zamboni Kundakçı Hücresi’ imzasıyla yayınlanan bir bildiriyle üstlenildi. Anteo Zamboni, Bologna’da 31 Ekim 1926’da faşist diktatör Benito Mussolini’ye süikast girişiminde bulunan ancak hedefini bulamayarak faşist bir linç çetesi tarafından katledilen 15 yaşındaki bir anarşistti. Hücre adını Anteo’dan almaktadır.
Alıntı: Sosyal Savaş - Kaynak: Noticia de la Guerra Social
Trento: Silvia, Costa ve Billy’yle dayanışmak için sabotaj (İtalya)
İmzasız bir mail aldık ve şunlar yazıyordu:
“14 Ocak’ta Trento’da 2 adet amplifikatörü ateşe vererek tahrip ettik.
Elektronik kontrolü ve elektromanyetik kirliliği durduralım.
Davaları süren Silvia, Costa ve Billy için.”
*informa-azione sitesinden, actforfree aracılığıyla çevrilmiştir:
Alıntı: Sosyal Savaş
“14 Ocak’ta Trento’da 2 adet amplifikatörü ateşe vererek tahrip ettik.
Elektronik kontrolü ve elektromanyetik kirliliği durduralım.
Davaları süren Silvia, Costa ve Billy için.”
*informa-azione sitesinden, actforfree aracılığıyla çevrilmiştir:
Alıntı: Sosyal Savaş
Şili: FAI/IRF tarafından Andrés Bello Üniversitesi’nin Fen Fakültesi’ne kundakçı saldırı
Anarşi için bireyciler çemberi ve FAI-IRF’in Kapibara Grubu hücresi kurumun fen fakültesini tamamen imha eden, 24 ocak erken saatlerde Andrés Bello Üniversitesi’ne karşı kundakçı saldırının sorumluluğunu üstlendiler.
Grup tarafından yayınlanan tebliğe göre, hücre üyeleri kolayca binaya erişti ve potasyum nitrat, benzin ve yağ karışımı içeren bir zaman ayarlı yangın çıkarıcı aygıt yerleştirdi ve daha sonra kolay fark edilmeden ya da yakalanmadan binadan ayrıldılar.
Eylem ABD tarafından rehine tutulan, Transseksüel eko-anarşist tutsak Marius Mason ile ve Şili devleti tarafından rehin tutulan anarşist tutsak Natalia ‘Tato’ Collado ile dayanışma içinde ve uygarlık karşıtı/teknoloji karşıtı perspektif çerçevesinde yürütülmüştür.
Bildiriden çevirilmiş bazı alıntılar:
Patriarkal uygarlığa ve onun tekno-endüstriyel dokusunu daha güçlü ve sürekli vurmak için saldırıların ve grup ve bireylerin koordinasyonunun yaygınlaştırılması çetin ve belirsiz bir yoldur, sadece şu an eylemlerimiz gerçek fikirlerimizi açığa çıkartır. Gözlerimizi kör eden ışık bizim için karanlıktır. Uyandığımız günün şafağında, şafağa daha çok zaman kalmış olacaktır, ancak güneş bir sabah yıldızıdır.
Kaybettiklerimizi savunan, yeryüzünün tüm bu alçakça sömürülmesini ve tecavüzünü yanıtsız bırakmayan herkesi kucaklıyoruz.
Bu eylem, bilhassa Marius Jacob Mason ve Natalia Collado’ya küçük bir selamdır.
Hapishane kafeslerine kapatılmış olan herkese sevgiler ve kuvvet.
Alıntı: Sosyal Savaş - Kaynak: Contra Info
Lecce: Göçmenlerin sınırdışı edilmesine karşı Poste Italiane’nin ATM’lerine saldırı (İtalya)
“İmzasız gelen bir mailden:
LECCE – GÖÇMENLERİ İTALYAN CİE’SİNDEN HAVA HATLARI ŞİRKETİ MISTRAL AIR’LE SINIRDIŞI EDEN BİR KURUM OLAN POSTE ITALIANE’NİN İKİ ATM’SİNİ TAHRİP ETTİK.
CIE’NİN İÇERİSİNDE VE DIŞARISINDA MÜCADELE EDENLERE ÖZGÜRLÜK
HERKESE ÖZGÜRLÜK”
Alıntı:Sosyal Savaş - Kaynak: Act for freedom now
Selanik’te iki ATM’ye kundakçı saldırı
Selanik’te 2 ATM’ye yönelik gerçekleştirilen kundaklama eylemlerinin sorumluluğu üstlenildi
18 Ocak Pazartesi şafağında, Sykies’taki Papanastasiou caddesi üzerindeki bir Eurobank ATM’sini ve Ano Poli’deki Olympiad caddesi üzerindeki bir Alphabank ATM’sini yakmaya karar verdik.
Bu eylem saldırı altındaki tüm işgallerle dayanışmak için gerçekleştirildi.
YAŞASIN ANARŞİ!
Alıntı: Sosyal Savaş
6 Ocak 2016 Çarşamba
Melbourne: Kara Aralık için BAE Systems'e Saldırı
Kara Aralık'ın son saatlerinde biz boya ve çekiç ile Richmond'ın River bulvarı üzerindeki Sanayi mimarisi BAE Systems'in ofislerine saldırdık.
BAE Systems savaştan milyarlar kazanır ve onların teknolojisi dünya çapında sayısız sivil ölümlerden sorumludur.
Bu eylem Yunanistan'daki anarşist tutsaklar Nikos Romanos ve Panagiotis Argirou tarafından anarşist doğrudan eylemin bir ayı olarak başlatılan, Kara Aralık'ın bir parçası olarak gerçekleştirildi.
Ayrıca dünya çapında devletler tarafından rehin alınan anarşist tutsaklarla dayanışma içinde ve burada sözde "Avustralya" nın sömürgeci "otoriterleri" tarafından rehin alınan yerli tutsaklarla dayanışma içinde gerçekleştirildi - politik tutsakların hepsi için.
Kara Aralık her yerde!
Anarşist Ofis Restorasyon Hücresi
Kaynak: Contra Info
4 Ocak 2016 Pazartesi
Leipzig: Kara Aralık için Gümrük Araçları Kundaklandı
Yılbaşı gecesi, biz devletlerle düşmanlıkta ve bu baskının ortaya çıktığı, baskının pençesindeki ve bizimle olamayan tüm yoldaşlarla dayanışmak için Federal Gümrük Dairesi (Zoll)'ne ait parktaki bazı araçları ateşe verdik.
O Almanya Maliye Bakanlığı'nın yürütme otoriterleri olarak biz gümrüğü seçtik - Tek bir gözyaşı döken kim?
Biz bu eylemler ile sadece Devlet ve Sermayeyi alaşağı edemeyeceğimizi göz önünde bulunduruyor, fakat yine de herhangi bir vesileyle onların tekerlerine çomak sokmak istiyoruz. Biz koşullardan kaynaklanan kısıtlamalar nedeniyle düşmanlarımızla karşılaşmaktan kaçınmayacağız.
Biz yoldaşların bazı ülkelerde Kara Aralık çağrılarını kucakladığını fark ettik ve bu saldırılar kalplerimizi ısıttı. - bu yüzden memnuniyetle onlara katıldık.
Biz bu dönemi dayanacak şekilde baskılayıcı otoriterler tarafından kovuşturması olan tüm yoldaşlara kavgacı yeni yıl, ve güç diliyoruz.
Kayıt dışı iş yapanların arkadaşları
Alıntı: Contra Info
İllegalite Üzerine Düşünceler - Alfredo M. Bonanno
Yıkıcı hareket tarzında gizliliğin işlevi, bu yüzden Devletin kusursuz kontrol hedefiyle aktardığı değerleri ve dili içselleştirmekten kaçınarak bu katılımı reddedebilmektir.
Kurumlar ve medya tarafından çarpıtılmış veya susturulmuş bilginin açıkça yayılması “illegaldir”. Kati bir yasaya (“Devlet sırrı” tarafından korunan bilgi durumu haricinde) ters düşmez, ancak Devlet’in sosyal kontrolünün ve yasayı zorlama yöntemine ters düşer.
Bu nedenle, sanki Devletin baskıcı organizmalarının kati bir yasayı çiğneyen bir hareket tarzına benzer ölçüye dikkatini çeken geniş çaplı bir faaliyet var olur.
Belli anlarda bilginin dolaşımı birçok eylemin, en azından (çok olmasa da) yasa tarafından suç olarak tanımlandığı gibi, Devlet kontrol projelerine çok zarar verici olabilir.
Bundan şu çıkarılır ki; illegalitenin formel çizgisi ile “gerçek” olan arasındaki farklılık iktidarın baskıcı projelerine göre değişkenlik gösterir. Böylelikle Devlet ve sermaye hem ulusal hem de uluslararası olarak kati yasalara (verilen olgulardaki yasa fiiliyatı) çok fazla başvuru yapmayarak ancak belirli anlarda sadece böylesi fiili bir baskıya dönüşen girift kontrol ve ikna pratiğiyle illegalitenin sabitlenmiş sınırlarını -ya da bir legallik sınırını tercih ederseniz- belirlemektedir.
Siyaset/legalite ilişkisi
Temelde, tüm politik eleştiri legalitenin koşulları içindedir. Aslında, bu, sermayenin çelişkilerinin ve Devletin aşırı katı yönlerinin belirlemiş olduğu ertelemelerin ve kusurların üstesinden gelmesine izin vererek kurumsal bünyeyi kuvvetlendirmektedir.
Ancak hiçbir politik eleştiri Devletin ve sermayenin mutlak olumsuzlamasına ulaşacak kadar ileri gidemez. Eğer öyle olsaydı —anarşist eleştiriyle birlikte olduğu gibi— bu sosyal bir eleştiri meselesi olurdu, bu nedenle kurumsal bünyeye yapıcı bir katkı olarak değerlendirilemez ve sonuç olarak -aslında-“illegal” olurdu.
Politik ve ekonomik güçler arasında mükemmel bir dengenin sosyal, hatta radikal, anarşist bir eleştirinin kolaylaştığı ve eleştirinin yeniden canlandırıldığı, sosyal ve politik şartları ortaya çıkabilir. Ancak bu ciddi anlamda “illegal” eleştiri içeriğini tahrif etmez.
Diğer taraftan, bütünüyle yasanın dışına düşen bir hareket tarzı bile belirli politik şartlar ışığında başka türlü değerlendirilebilir. Örneğin, savaşçı bir partinin silahlı mücadelesi şüphesiz illegal bir hareket tarzıdır, ancak belirli bir anda Devlet ve sermayenin yeniden yapılanması ve iyileşmesi projesi için işlevsel hale gelebilir, savaşan parti ve Devlet arasında nihai bir anlaşma imkânsız değildir (ikincisi kapitalizmin imtiyazlarının garantörlerinin kisvesinde).
Savaşan bir partinin kendisini, biçimde farklı, içerikte aynı olan iktidar yapısını istikrarı bozan iktidarın mantığında inşa etmeye adadığını görmek çok da saçma değildir. Bu tür bir projenin, askeri çatışmanın daha fazla devam edemeyeceği çünkü orta vadede bir çıkış olmadığı için anlaşmak zorunda kalacakları eninde sonunda anlaşılacaktır.
1970’lerde İtalya’daki hareket içerisinde tartışılan genel af, bu olası anlaşmalardan biridir. Diğer biçimler sosyal demokrasi tarafından gerçekleştirilen iyileştirmelerin ışığında tasavvur edilebilir. Dün eski iktidar yapısını ele geçirip bütünüyle yönetebileceklerine ikna olanlar için tek olası çözüm olarak görülen şey askeri yenilginin sonucu olarak birlikte yaşamaktır.
Gördüğünüz gibi, basit anarşist eleştiri —radikal ve kesin— her zaman “illegaldir”, savaşan partilerin silahlı mücadelesinin bazen “illegalitenin” alanına girebilse bile. Bu bir kez daha “bocalayan” legalite kavramını ve Devlet’in bunu kontrol koşullarına uydurma niyetini ispat etmektedir.
Kontrolün icrası
Baskı araçları, böylesi bir baskıyla doğrudan bağlantılı en asgari kısımdadır. Birçoğu önleyici kontrol araçları olarak işlev görür. Bu, sonuç olarak tüm potansiyel illegalite biçimleri ve tüm farklı hareket tarzları üzerinde —bir dizi önlem yoluyla— bir etkiye sahiptir. Potansiyel illegalite, olası bir çıkışı hesaplamak için sansürün uzağı görebilmesine izin vererek bugün yasa içindedir. Aynısı, bugün öğrenme veya merakın olası bir objesi ama gelecekte sosyal alt üst oluşun gerçek tehlike nedenleri olan “farklı” , “sapkın” bir davranışı (konsensüs üretenlerin dayattığından uzak bir hareket) tercih eder.
Bugün, kontrolün icra edilmesi verinin toplanmasına dayanmaktadır: davranış, sapıklık, lezzet, ideoloji, eylemler vs. Olası en büyük veri miktarı ve nisbi ayrıntısı kapsamlı bir kontrol projesinin köklerinde bulunur. Bu unsurlar olmadan son söylenilen olmayabilir, çerçevesi çizilmiş olabilir ve kontrolün daha geniş, katılımcı perspektifinde çok fazla güvenilir olmayabilir.
Gizlilik uzamı
Bazılarının düşüncesinin -bunun anlamsız olduğunu iddia edenler- aksine, ben gizliliği, devrimci eylemin zaruri unsurlarından biri olarak görüyorum..
Fakat bu kavram incelenmelidir.
Öncelikle birilerinin gizli eylem neticesindeki gizlilik üzerine düşündüğü fikir incelenmelidir.
Gizlilik, ayrıca orta ölçekli mücadeleye yöneltilmiş karşı bilgi faaliyetinde vazgeçilmezdir. Esasen orta ölçekli bir mücadele, örneğin, bir fabrika işgali, anarşistlerin “gerçek” hedefi değildir, fabrika işgali gelişebilecek sonuçların ardından gelir. Bu sonuçlar karşı bilgi çalışmasında öngörülemez ve dar anlamda orta ölçekli bir eylemin parçası değildir. Fakat öncelikli, acil bir ihtiyacı karşılaması için ancak mücadeleye katılanlar tarafından sadece zorlukla kavranabilen ardışık bir aşamaya aittir.
İkincisi, baskıcı güçlerin mücadelemizin her cephesinden—karşı bilgi aşamasından ardışık olana— haber alacağını hafife alsak bile, düşmana olabildiğince az bilgi vermenin metodunu kabul etmemek için neden yoktur. Bir şeyleri günün ortasında yapmak, polisin kullanması için her şeyin açıklamasını sağlayacağımız anlamına gelmez. Mesela, aynı anda farklı yerlerde birçok eylemin yapıldığı bir durum üzerinde düşünün. İletişim safhasına (broşürler, afişler, gazeteler, vs.) özen göstererek, polisin bu eylemler arasında herhangi bir ilişki olduğunu keşfetmesini zorlaştırabiliriz. Bu baskılayıcı eylemi geciktirmek için basit bir tedbir meselesidir.
Birinin kendisine dikkat ve öngörü eğitimi vermesi, bu yüzden, hangi eylemi gerçekleştirmeye niyetleri olursa olsun her devrimci için esastır. Eğer bunu bir an durup düşünürsek, yalın biçimde bir broşür yazdığımızda bile, baskı durumundan kaçınmak için kullanılması gereken koruyucu teknikleri kolaylıkla hesaplayabiliriz.
Diğer taraftan, bu tekniklerin bilgisi, daha sonrasında pişmanlık duyulabilecek riskin basit bir kalem veya fikir hatası değil hesaplanmış bir risk haline gelmesinin önemli olduğunu göz önünde tuttuğumuz uygun zamanlarda hor görme veya suçlama araçlarını kullanmamızı sağlar.
Görebileceğimiz gibi, gizliliğin uzamı geniştir ve gizlilik alanının ötesine geçer.
Anarşist hareket ve gizlilik problemi
Anarşist hareketin doğası gereği gizli bir hareket olmadığını söylemek anlamsızdır. Toplumun radikal dönüşümü için unsurlar açısından zengin ve karmaşık devrimci bir hareketin, herkesin kendi fikri üzerinde düşünmek için şansa sahip olması için gün ışığında farkına varılan bir müdahaleden başka bir şey olduğunun düşünülmesi zor değildir.
Anarşist hareketin arada sırada gizliliğe döndüğü gerçeği, özellikle belirli bir ülkede değiştirilmiş tarihsel ve politik şartlara bağlıdır.
Ancak bu anarşist hareketi önceden tedbir alan politik ve devrimci faaliyetini geliştirmesinden alıkoyamaz. Bu ayrıca sosyal mücadelelere katılım ve propagandayı hedeflemeyen daha fazla spesifik faaliyeti geliştirir, fakat açıkça ilkiyle çelişmeyen farklı hedeflere sahip olarak. Evvela, mücadele için gerekli araçları bulma problemi. İkincisi, sömürü ilişkilerine aktif bir şekilde katılan hedef ve kişilere saldırılar ve benzeri.
Bu tür bir faaliyetin geri kalanından “farklı” veya “ayrı” olduğu düşünülemez. Bu yönleriyle ilgili olduğu kadar söz konusu görünen gizlilik ihtiyacı, gizliliğin olanaksız olduğuna inananların bütün bu faaliyetin terk edilmek zorunda olduğu sonucuna ulaşmalarına, bu yüzden herşeyi araçların acı bir derecede yetersizliğine ve basit ilke bildirimlerine indirgemeye devam eden bir potansiyele kurban edilmesine neden olur.
Teknoloji ve gizlilik
Düşmanın üstüne titrediği kuvvetli teknolojik araçlar gizliliği gerçekten imkansız mı kılar?
Bu soru, fantastik ve abartılı bir bakış açısına ve teknolojinin olası kullanımına yönelik bilgi eksikliğinden dolayı geçtiğimiz birkaç yılda yaratılmış zihin bulanıklıklarına yöneltilmektedir.
Herşeyde olduğu gibi, birkaç yılda bir zamanlar tutkulu bilim kurgu okuyucuları olan birçok yoldaşı büyülemiş bilgisayarları, otomatik dinleme merkezleri, lazer ve radarlarıyla vs. teknoloji hakkında kimsenin en küçük bir fikri bile yok. Böyle bir okumada ulaştıkları keyife, çoğu kez gerekli temel bir hazırlık olmadan bugünün en büyük teknoloji olanaklarının daha az veya daha fazla uzman gazete söylentilerini (çoğu zaman “skandal”) okuyarak ulaşılabilir.
Bugünün teknik buluşlarının iktidarın eğilimi olduğu baskıcı potansiyeli hafife almaya çalışmıyoruz. Sadece bazı şeylerin tedbirle söylenmesi gerektiğini anlatmak istiyoruz. Yoksa insanların baltalayıcı enerjisini ve tabutunuzun çivisini çakmanıza katkıda bulunmalarını önlemekten başka bir sebepten değil.
Bütünsel kontrol, iktidarın büyük Leviathan çağından bu yana devraldığı bir hayaldir. Aslında bu imkansızdır. Temel engel kontrol mekanizmalarına ilişkin teknik yeterliliğin, yeteri kadar olmaması ve hatta bunun işlemesini sağlama görevine sahip olanların kısıtlı olmaları değildir. Genişlemeye çalışan kontrolün sınırı, her kim kontrol ediliyorsa onun beynine nüfuz etmek zorundadır. Öyleyse gerçek kontrolcü polis, hakim veya gardiyan değil, kendisini kontrol eden kişinin kendisidir.
Kontrolün özgürlüğe karşı direnişi inşa ederek, yıkıcı mücadeleye ve özgür düşünceye engeller koyarak kontrol ettikleri kişinin kültürüne girmeyi planladığını her kim olursa farkına varır. Bir kere gerçekleştirildiğinde, bu kendi eylemlerini ve düşüncelerini tenkit eden kontrol altına alınmış kişi olacaktır. Son olarak, üçüncü bir aşamada kontrol altına alınmış kişi, biriken veri için teknolojik merkezlerin ve bilginin detaylandırılmasına katkıda bulunarak genişleyen kontrollü mükemmelleştirmeyle meşgul olacaktır.
Maksimum seviyedeki kontrolü tasavvur edilebilir kılan bu katılım, sadece ilk iki seviyenin içselleştirilmiş olduğunda (bize bir düşünme biçimi şeklinde nüfuz eden kontrol ve düşman olarak görünen kontrol) mümkün olacaktır. Üçüncü seviye, sermaye için mevcut ve geleceğin kapitalist birikiminin temelini teşkil eden bilginin zenginleştirilmesine halen devam eden katkı ne kadar çok olursa olsun “makinenin” işleyişine katılmak olarak görülmemelidir.
Böyle bir perspektifte, kültürel entegrasyonun yayılma süreçlerinden korunan veya kontrolün erimlerinden çıkarılan bir bölüm açıkça her araçla savunulmak zorundadır. Hatta gizliliğe dayanan dikkat dağıtan tekniklere başvurarak savunulmak zorundadır.
Bu gibi tekniklerin olası olduğunu inkar edenler öyle yaparlar çünkü onlar bu teknikleri geçen günlerin entrikaları ve romantik saçmalıkları olarak görüyorlar. Ama öyle değildir.
Elbette, herhangi bir iletişimin birkaç hattan fazlasının herhangi bir bilgisayar tarafından kolaylıkla deşifre edilebildiği basit bir nedenden dolayı sadece Bakunin ve Malatesta’nın kullandığı türden olmayan şifreli bir kodla gönderilen mesajlara güvenmek saçma olurdu. Ancak Bakunin ve Malatesta’nın kodları (birkaç kelimelik mesajlar) bile halen geçerlidir ve herhangi bir bilgisayar tarafından deşifre edilemez çünkü çeşitli karakterleri oluşturması için gerekli sıklığa sahip değildirler.
Burada kodlanmış mesajlar meselesini tartışmıyorum, belirli bir zamanda bir devrimcinin düşmanın kendilerini bilmelerini istemedikleri bir iletişim biçimini gerçekleştirmeye zorlanabileceklerini kimsenin aklından çıkarmaması gerektiğini söylüyorum. Böyle bir şeyin – şayet mesaj kısa ise- mümkün olduğunu ve dünyada en basit kodları bile kırabilen bir teknolojinin olmadığını da bilmek demektir.
Baskıya neden yol açalım?
Gizliliğin imkansız olduğu fikrinde olanlar tüm anarşist ve devrimci eylemin maksimum derecede halka duyurulması gerektiğini iddia ederler. Misal, onlara göre tüm anarşist örgütlere üye olanların listelerinin halka duyurulmasında bir tuhaflık olmayacaktır (FAI ile başlarsak, [İtalya Anarşist Federasyonu]: bu yoldaşlar kesin olarak o örgütün üyelerinin isimlerini yayınlamaktadırlar).
Tümüyle soyut bir seviyede bunda tuhaf bir şey yoktur. Ancak pratikte böyle bir fikre karşı birçok itiraz baş gösterir. Birincisi, baskıya neden açık kapı bırakalım? İkincisi, eğer anarşistler belirli baskıcı bir perspektif içerisinde tolere ediliyorlarsa, yarın bu daha kötüye dönüşebilecektir ve o zaman polisin mevcutta görevlerini kolaylaştıran iyi hazırlanmış listeleri elinde olacaktır. Polislik mesleklerinde neden onlara yardımcı olalım? Elbette ki, birçok yoldaşın ismi önceden biliniyordu, ama bir çoğu bilinmiyor ve polis onları bulmak için elinden geleni yapmaktadır. Bazı masum ruhlar kendilerine gün ışığında meydana gelen hareketin çalışmalarına, polis niye musallat olsun diye soracaklardır. Biriken veri; bugün, yarının baskısı için kullanışlı olacaktır.
Gizliliğin işlevi
Kontrolün sadece baskılayıcı bir gerçek olmadığında ve ayrıca çoğu kez katılımcı olduğunda, gizlilik problemini başka türlü değerlendirmek mümkündür.
Temelde “katılımımız” kesinlikle gerçek kontrolü onaylamakla sonuçlanabilir. Eğer işbirliği yapmayı reddedersek, eğer üretimin teknolojik yönetiminin, dolayısıyla iktidarın dışında bırakılacak olanların özel kullanımı için dil gibi araçlarla getto kültürünün yaratımını engellersek, o zaman gerçek kontrol mümkün olmayacaktır.
Devletin, kontrolden yoksun olan en az bir alan olduğu izlenimini vermek için sözüm ona “uygulanmayan kontrolünün” yani başvurmadığı kapasitesinin -aynı zamanda önleyici- hangi kenarları tuttuğu dikkate alınırsa bu çok büyük bir problem değildir. Özet olarak, bu alan var olabilir veya olmaz. Bu daha henüz bütünselleşmemiş bir sosyal kontroldür. Hatta bizden önce kararlı gibi görünenler, misal hapisaneler halen tamamlanmamış bir kontroldür. Bunu kontrolün ölçüsünün sorgusu değil, kontrolün kendisinin niteliğinin sorgusu takip ediyor.
Yıkıcı hareket tarzında gizliliğin işlevi, bu yüzden Devletin kusursuz kontrol hedefiyle aktardığı değerleri ve dili içselleştirmekten kaçınarak bu katılımı reddedebilmektir.
Alıntı: Fraksiyon
Uruguay: Montevideo'da Kara Aralık için Porsche Bayiliğine Saldırı
31 Aralık 2015, şafak vakti, biz iki molotof kokteyl ile Porsche bayiliğine saldırdık.
Seks düşkünlüğünün ve kapitalizmin havailiğinin karşısında, biz ateş ile cevap verdik.
Bu eylem Kara Aralık için uluslararası çağrıya bağlıdır.
Yangın devam ediyor...
Kaynak: Contra Info
Arjantin: ALF'den Tavşanları Özgürleştirme ve Sabotaj Eylemi
Tarım fakültesinin yer aldığı kampüste keçi, domuz ve tavşanların bulunduğu bir deney çiftliği var. Bu hayvanlar satılık: hayvanların üreme sistemlerini bir ticaret biçimi olarak kullanıyor, belli erkek ve dişi hayvanları senelerce üreme makineleri olarak manipüle ediyorlar. Yavrular, ölü diri farketmeden satılıyor. Burası ayrıca üniversite öğrencileri için de bir deney merkezi olarak işlev görüyor, öğrenciler en kolay ve en çok para kazandıracak şekilde nasıl sömürmeleri gerektiğini burada öğreniyor. Hayvanlar üzerinde ilaçlar deniyor, hayvanları şişmanlatıyor, hatta keçilerde fistül açıyorlar, yani hayvanların karınlarına kapanmamak üzere delikler açılıyor ve öğrenciler elini hayvanların karnına sokabiliyor. Bu hayvanlar onları kullanılıp atılacak, yenilecek, biterse yerine yenisi gelecek şekilde aynen bir eşya gibi kullanan iğrenç insanların merhametine muhtaç olarak acı çekiyor.
Bu sebeple o hapishanedeki can acısını, kederi yok etmeye karar verdik, 27 tavşanı hapisaneden çıkardık, geride kalan ama yanımıza alamayacağımız tavşanları da kafesten çıkardık, kimlik bilgilerini yok ettik. Ama her şeyi tamamen yok etmeden önce senelerce süren çalışmayı, hayvanlarla ilgili saklanan verileri imha ettik.
Özgürlüğün ilk saatlerinde, gün ışığını ilk hissettikleri an tavşanların neşe içinde sağa sola zıpladığını, özgürlüklerinin tadını çıkardıklarına tanık olduk.
Tavşanlar şimdi katil insanlardan uzakta, kendilerine uygun bir yerde özgür.
Son kafes boşalana dek!
Hayvan sömürenler kendi bağırsaklarından asılana dek!
Yaşasın Hayvan Özgürlüğü!
Alıntı: Hayvan Özgürlüğü Çevirileri, Kaynak: Bite Back!
Berlin: Enformel Piroman Komplosu tarafından ThyssenKrupp'a ait Araç Ateşe Verildi
Kara Aralık Berlin'de ThyssenKrupp'u yakar
"Biz başkasının verdiği acı ile kişinin mutluluğu birlikte varolduğunda, "uygar savaş" ın niteliksel yükselme sürecinde... Bu çevre içinde, anarşi siyasi temsilin her türlüsünü ateşe verme olasılığını stratejik edinerek, tahakküm ile alışılmışın dışındaki savaşın ön cephesinde olarak, bir avantaj halinde anarşist topluluk içinde çeşitliliğe ve çoğulculuğa açılacak ve ezileni kazanacak - onların kendi zincirlerini kırmaya karar verir - birlikte mücadele merkezleri yaratır...
Birbirinizle tanışmak amacıyla bir aydaki koordine eylemler, sokaklara dökülmek ve mağaza camlarını parçalamak, okullar, üniversite ve şehir salonlarını işgal etmek, isyan mesajlarını yayacak metinler dağıtmak, faşistler ve patronlara karşı kundakçı cihazlar yerleştirmek, hava-köprü ve ana cadde üzerinde pankart asmak, posterler ve broşürler ile şehirleri zapdetmek, politikacıların evlerini uçurmak, polislere molotof kokteyl atmak, sloganlar ile duvarları etiketlemek, Noel ortasında ticaretin akışını sabote etmek, zenginliğin görüntüsünü yağmalamak, kamu faaliyetlerini yürütmek, ve deneyimlerin değiş tokuşu ve mücadelenin çeşitli konular etrafındaki gerekçeler olabilir.
Dar kentsel sokaklarda birbirlerinizle tanışmak, ve bankaların, karakolların, çok uluslu şirketlerin, askeri kampların, televizyon stüdyoların, mahkemelerin, kiliselerin, hayırsever kurumsal grupların çirkin binalarını külleri ile boyamak.
Kara Aralık isyanın sadece belirli günler halinde arayışı değildir; Bunu yerine, ne istediğinizi oluşturmak - çok biçimli ve çok düzeyli anarşist eylem yoluyla - yıkıcı dürtüyü bir araya getirecek temelinde gayri koordinasyon platformudur; anarşinin gayri resmi koordinasyonu için birincil girişimi, önceden belirlenmiş çerçevelerin ötesinde, hem yıkıcı öneri ve mücadele stratejilerin hareketini ayarlamak hem de mücadelenin bu özel deneyimi üzerine inşayı hedeflemektedir."
Hapishaneler haftalar öncesinde onlar alıkoymaya başlandığında Nikos Romanos ve Panagiotis Argirou yazdı.
2015'in bilançoları büyük silah şirketleri için parlak görünüyor; bir kazan-kazan durumu EUNAVFOR Med'in Alman Federal Donanması'nın katılımıyla ve Suriye'deki savaşa girmesiyle endüstri için doğmuştur. Onlar askeri malların aşınma ve yıpranmasıyla, iç savaşın tüketmesi, ve aynı anda mültecilerle mücadeledeki kar ile kazançlarını alacaklardır.
Kara Aralık'ta olduğu gibi bu tür çağrıların stratejik unsur teşkil edilebilmesiyle engellenemeyen genişlemekte olan bu Şirketlerin (Silahlanma) genişlemesini sınırlanacağından; bu nedenle, 29 Aralık erken saatlerde, biz Berlin'in Friedrichshain semtinde ThyssenKrupp'a ait aracı ateşe verdik.
Bu eylem, Kara Aralık bağlamında, dünyanın dört bir yanındaki kundakçı olaylara katkıda bulunan sözcüklerin savaşçılarına,
Calais ve ya İsyanyol enklavların çitleri boyunca, ve metropollerdeki klimalı ofislerinde, Akdeniz'de Avrupa Birliği'nin kölelerini mültecilerle ortaklaşa dışarı duman edenlere, tutsakların hayatta kalması için savaşan dayanışmacı çevrelere adanmıştır.
Enformel Piroman Komplosu
Çeviri Notu: Piroman, "yangın çıkarma manyağı" nın kısaltması olarak çevrilmiştir.
Kaynak: Contra Info
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















